
Son yıllarda dünya futboluna çok şeyler katmış bir çalıştırıcı
Guus Hiddink.
Arsene Wenger ile beraber öncelikli amaçları kazanmak değil futbola hizmet etmek olan teknik adamların başında geliyor. Futbolun dünyanın ücra köşelerinde seviliyor olmasında, oralara yayılmasında büyük pay sahibi.
Avustralya ve
Güney Kore gibi mütevazi takımlarla yakaladığı başarılar o ülkelerde futbola çok farklı bir boyut kattı. Her zaman takımın kalitesi ne olursa olsun oynattığı, en azından oynatmaya çalıştığı güzel futbolla futbolseverlerin gönlünde taht kurmuş bir insan. O aynı zamanda
PSV Eindhoven'in bugünlere gelmesinde
-son iki seneyi bir kenara bırakırsak- 1 numaralı faktör. Orada kurduğu altyapı sistemi, gençlere verdiği değer sadece
PSV'yi değil son zamanlarda fabrika özelliğini kaybetmekte olan Hollanda futbolunu da bir seviye yukarı taşıdı. Kısacası
Gus Hiddink bulunduğu her ortama değer katan, pozitif anlamda etkileyen, gönüllerimizin şampiyonlarını yaratan adam. Gelgelelim Chelsea acaba Hiddink'e uygun mu?

Petrol kralı
Roman Abrahamovic'in takımı satın almasından sonra komple yeniden yapılanmaya gitti Chelsea. Dünya kulüpleri arasında en spekteküler olanı belki de. Yapılan göz kamaştırıcı transferler, bunca imkana rağmen yok denecek kadar silik bir altyapı
-eski Chelsea altyapısına göre çok daha kötü-, yıllardır oynanan uzun topa dayalı itici futbol, oyuncu kazanmaktan fazla oyuncu harcama kapasitesi, bugüne kadar yakaladığı başarıları güzel futbol yerine çalıştırıcı kim olursa olsun tercih edilen sonuca gitme kabiliyeti ile elde etmiş, uzun lafın kısası futbolun hizmetkarı değil paranın esiri olmuş bir kulüp Chelsea. Belki de
Gus Hiddink'e gelmeden önce dünyada en antipatik bulduğunuz kulüp hangisi sorusuna birçoğumuzun düşünmeden vereceği cevap
Chelsea. Mantelite olarak birbirine bu kadar ters iki ters varlığın bir araya gelmesi ne kadar doğru bilemiyorum ama bu birliktelikten tek bir dileğim var:
Gus Hiddink Chelsea'ye değil, Chelsea Gus Hiddink'e benzesin...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder